Tarım ve GıdaUzman Görüşü

Dünya Gıda Günü gelmiş neyime?

Dünya Gıda Günü, hediye alınan günlerden biri değil, şükür! Piyasanın, sevgiyi anlatmanın bir yolu olarak hâlâ/henüz işlemediği bir gün olmasına şükrederek geçirebiliriz bugünü veya hiç fark etmeyebiliriz veya neden bir milyara yakın insanın aç olduğunu düşünebiliriz?

Aşağıdakilerden hangisi sizi daha çok korkutur?

A. İki milyar insan yeterli gıdadan yoksun ve her iki kişiden biri kötü besleniyor.

B. Dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyara ulaşması bekleniyor.

C. Artan nüfusu beslemek için bugünkünün iki katından çok daha fazla gıda üretilmesine ihtiyaç var.

D. Daha fazla üretim yapılabilecek tarımsal alan yok.

E. Hepsi.

Evet, haklısınız…bence de ‘e’, hepsi ve hatta maalesef daha fazlası doğru bu ifadelerin. Benzer ürkütücü ifadelere endişelenmekle birlikte umutsuz olmamamın bilimsel bir gerekçesi var mı şuursuzluktan mı yoksa kaderimiz olan bu coğrafyanın olacakla öleceğe çare yok geleneğinin üzerimdeki genel rahatlık etkisi mi diye sorguluyorum epeydir. O kadar da kötü olmamalı, değil mi? Neticede var olduğundan beri temel kaygısı beslenmek insanın, en azından bunu çözebilirdi bunca zamandır?!?!?

Kendi kendime Malthus da endişeliydi iki asır önce insan nüfusundaki artışın gıda üretimindekinden daha fazla olacağından ama bak öyle olmadı derken bir makalede Neo-Malthusçuların benzer endişelerini okudum. Haksız da değiller açıkçası. Zira Malthus’un atladığı, belki de onun endişelerini haksız çıkartan o dönemin boş geniş tarım arazileri yok artık bugün, marjinal sınırına ulaştılar çünkü çoktan. Teknoloji sayesinde bazı ürünlerde verimler zaten artacağı kadar arttı. Dolayısıyla, üretimde artışlar sınırlı olacak. Üstelik, bizim, o dönemde olmayan küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi yeni sorunlarımız ile bırakın artırmayı azalabilir dahi pek çok ürünün üretimi. Mesela Türkiye için yapılan bir çalışmada iklim değişikliğinin buğday, arpa, mısır, ayçiçeği ve pamuk verimini %3 ila 13 oranında düşüreceği, dolayısıyla buğday ve ayçiçeği ihracatında azalmaya, mısır ve pamuk ithalatında artışa yol açacağı ve ayçiçeğinde % 0,1, buğdayda % 6,3, arpada % 7,1 ve mısırda % 12,6, oranında olmak üzere fiyatların da artacağı tahmin ediliyor. Öbür taraftan, tarımsal ürün ve girdi ithalatımız zaten artıyor.

Bunlar kötü haberlerin bir kısmıydı. Daha kötüleri de var. Mesela tarımsal teknoloji hızla gelişiyorsa da bundan yararlananlar büyük ölçüde gelişmiş ülkelerdeki zengin çiftçiler. Bugün dünyanın pek çok yerinde bırakın ileri teknolojileri, en temel bilgilere ulaşmada ve kullanmada dahi sorunlar mevcut. Hangi gübrenin ne zaman ne kadar atılacağını bile bilemeyen çok sayıda çiftçi var. Bu durum, daha önce bahsettiğim bazı ürünlerdeki azami verim artışına ulaşıldığı bilgisini yalanlamasa da sınırlı bir alana indirgiyor. Böylece mevcut teknolojilerin daha geniş alanlarda kullanımı, çok basit bilgilere erişimin ve doğru kullanımının sağlanması ile toplam üretimin artırılması mümkün olabilecek. Nitekim Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) yaptığı analizler de, üretimin önündeki bir sürü engele rağmen son yıllarda tahıl üretiminde % 11’e varan artışların ortaya çıktığını işaret ediyor. İnsan beslenmesinde en büyük payı alan tahılların verimindeki artış bu şekilde devam ederse beslenmenin iyileştirilmesine ciddi katkı sağlayacağı açık. Bkz. ‘A’ şıkkı: ‘Dünyadaki 2 milyar insan yeterli gıdadan yoksun ve her iki kişiden biri kötü besleniyor.’ Dünya nüfusu 7,3 milyar. Eğer bu nüfusun 2 milyarı yeterli gıdadan yoksun ise yedi kişiden ikisi yeterli gıdaya ulaşamaz durumda, diyebiliriz ama her iki kişiden biri kötü besleniyor ifadesi yanlış veya abartılı mı o zaman? Dünyada kronik beslenme yetersizliği olan 870 milyon kişi olduğu söyleniyor ve bunun hemen tamamı mutlak açlık çeker durumda. Öte yandan ‘kötü beslenme’ dediğimizde sadece açlık veya yetersiz gıda anlaşılmıyor. Bir milyara yakın insan yeterince beslenemezken, dünya nüfusunun önemli bir bölümü de aşırı besleniyor (!). Günümüzde 1,4 milyar insanın aşırı kilo nedeniyle ciddi sağlık sorunları yaşadığı ve bu sayının hızla arttığı biliniyor. Gelir artışı ve yaşam koşullarındaki iyileşmeyle yükselen refah seviyesine ilaveten sınırlı olmadığına ikna edildiğimiz ihtiyaçlarımız ve ihtiyaç sandığımız aşırı isteklerimizin ortaya çıkardığı tatminsizlik neticesinde artan tüketim ile hem genel israf hem gıda israfı hem de aşırı kilodan muzdarip kişi sayısı hızla artıyor. Teselli eder mi bilemem ama yetersiz beslenenlerin oranı yavaş da olsa düşüyor.

Üretilen gıdanın üçte birinin hasat sırasında ve sonrasında kaybedildiği vurgusu yapılıyor pek çok yayında. Bence bu hepsinden de daha korkunç: Gıda zincirinin her aşamasında ortaya çıkan kayıplar. Küresel sera gazı emisyonunun % 8’inden sorumlu olan bu kayıplar ve bu miktardaki gıdayı üretmek için kullanılan su miktarının Cenevre Gölünün üç katı olduğunu söylüyor kaynaklar. Daha yerli ve milli bir göl ile kıyaslayayım istedim ve yaptığım hesaba göre Van Gölü’nün yarısı kadar su harcanıyor, tüketmeyip çöpe attığımız gıdaları üretmek için?!? Evet, bu arada Van Gölü de Cenevre Gölünden epey büyük, daha iyi hissedebilirsiniz kendinizi.

Gıda kayıplarına/israfına ilişkin istatistikler, hem gelişmiş hem gelişmekte olan ülkelerin suçlu olduğunu söylüyor. Şöyle ki küresel gıda israfının yüzde 56’sından gelişmiş ülkeler, yüzde 44’ünden ise gelişmekte olan ülkeler sorumlu. Oransal olarak iki grup arasında çok büyük bir farklılık olmamakla birlikte kayıpların zincirdeki yeri açısından farklıklar çarpıcı.  İsraf edilen üçte bir oranındaki gıdanın büyük kısmı,  zengin ülkelerde tüketiciler tarafından çöpe atılırken, yoksul ülkelerde tüketiciye dahi ulaşamıyor; daha hasat, depolama, nakliye sırasında kayboluyor canım meyveler, sebzeler, tahıllar, baklagiller…  Bunu değiştirmek, daha iyi koşullarda hasat-işleme-depolama-koruma-izleme yöntemleri ile kayıpların büyük ölçüde azaltılması ve gereken üretim artışına bu şekilde katkıda bulunulması mümkün.

Eğer insan sağlığı, doğal kaynakların hor kullanımı ve gelecekteki riskler konuyu yeterince ifade etmiyorsa biraz da ekonomisine bakalım: İsraf edilen 1,3 milyar ton gıdanın parasal karşılığı 750 milyar $ ve kötü beslenmenin astarı yüzünden daha pahalı. Gerçekten kötü beslenmenin bir maliyeti var, kişilerin ve ülkelerin sağlık masraflarını yükseltiyor, işgücünün verimini düşürüyor ve ülkelerin büyümesini yavaşlatıyor. Örneğin ABD’de aşırı şişmanlıktan kaynaklı kişisel sağlık masrafları yılda kişi başına 475 ila 2532 $ arasında değişiyor. Aşırı kilo ile mücadelenin maliyeti pek çok ülkede GSMH’nın %4’ü ila 9’u arasında. 2030 yılına kadar beslenme kaynaklı hastalıklar ve ölümler nedeniyle ortaya çıkacak küresel verim kaybının maliyeti 35 trilyon $ olarak hesaplanmış. Asya ve Afrika, yetersiz beslenme yüzünden her yıl milli gelirlerinin %11’ini kaybediyor. Aşırı şişmanlık problemi nedeniyle Çin’de 2000 yılında milli gelirin %3,58 oranında küçüldüğü ve 2025 yılında bu oranın %8,73’e çıkacağı tahmin ediliyor. Çocukluğunda yetersiz beslenen yetişkinler, normal beslenenlere göre %20 daha az ücret alıyor.

Bu noktada israfın tanımını da dikkate alan kamu politikaları ve kişisel tavır da önem taşıyor. İhtiyaç fazlası veya birincil amacı doğrultusunda tüketilemeyen gıdayı çöpe atmamak için önlemler güzel, hiç yoktan iyi… ama esas olarak “artanı değerlendirmek” değil” arttırmamak”.

Dünya Gıda Günü, hediye alınan günlerden biri değil, şükür! Piyasanın, sevgiyi anlatmanın bir yolu olarak hâlâ/henüz işlemediği bir gün olmasına şükrederek geçirebiliriz bugünü veya hiç fark etmeyebiliriz veya neden bir milyara yakın insanın aç olduğunu düşünebiliriz? Herkesin güvenli ve de yeterli gıdaya erişim hakkı olduğu, 1999 yılında Roma Dünya Gıda Yeterlilik Deklarasyonunda bir kez daha dile getirilmiştir. Ha, getirmeseydi veya temel hak olarak tanımlanmasaydı öyle olmayacak mıydı? Getirildi de ne oldu? Dünyada hâlâ mutlak gıda açlığı çeken insanların olmasının nedeni, o insanların bunun temel hakları olduğunu bilmemesi veya yeterince tanımlanamaması değil, hatta yetersiz üretim de değil; bize zorla dayatılan bizim de kolayca kabul ettiğimiz aşırı tüketimimiz.

Bir köşe yazısında, yazar, “…Türkiye’de insanlar zayıflamak için yılda 5 milyar Amerikan Doları harcıyor…” bilgisi üzerine şöyle bir soru soruyor ki hepimizin ara ara sorması lazım kendisine: “Eritmek için 5 milyar dolar gereken yağları yapmak için ne kadar harcadık ?”

Doç. Dr. Fatma Handan Giray

(handan.giray@gmail.com)

 

 

Yararlanılan Kaynaklar:

Dellal, İ., McCarl, B.A., Butt, T. 2011.The Economic Assessment Of Climate Change on Turkish Agriculture, Journal of Environmental Protection and Ecology, Vol:12, No:1, 376-385

Dölekoğlu, C.Ö., Gün, S., Giray,  F.H., 2014.  Yoksulluk ve Gıda İsrafı Sarmalı,  On Birinci Tarım Ekonomisi Kongresi, Ekim 2014, Samsun.

Dölekoğlu, C.Ö., Giray,  F.H., Şahin, S.,  2014.  Mutfaktan Çöpe Ekmek: Tüketim Ve Değerlendirme, AKADEMİK BAKIŞ DERGİSİ Sayı: 44Temmuz–Ağustos2014 Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi. ISSN:1694-528X

FAO, 1999. “The importance of food quality and safety for developing coııntries”, Committee on World Food Sccurity, 25. Session, 31 May-3 June 1999, Rome

GİRAY F.H, AKIN A, Ö.DÖLEKOĞLU C, GÜN S, 2006, Gıda Güvenliği ve AB Uyum Sürecinde Türkiye’de Yaşanan Gelişmeler, Türkiye VII. Tarım Ekonomisi Kongresi, 13-15 Eylül 2006, Antalya, s.971-979.

http://www.economist.com/news/leaders/21700394-growing-enough-food-future-generations-will-be-challenge-heres-how-meet-it-feeding?fsrc=scn/tw/te/pe/ed/feedingthetenbillion (Son erişim: 27.06.2016)

https://www.thechicagocouncil.org/blog/global-food-thought/healthy-food-healthy-world-economic-costs-global-malnutrition (Son erişim: 27.06.2016)

http://www.fao.org/docrep/018/i3347e/i3347e.pdf (Son erişim: 27.06.2016)

International Food Policy Research Institute (IFPRI). Global Nutrition Report 2014: Actions and Accountability to Accelerate the World’s Progress on NutritionWashington, DC: IFPRI, 2014.

World Health Organization (WHO). Global status report on noncommunicable diseases 2010. Geneva: WHO, 2011.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak:
economist
Etiketler
1 Oy2 Oy3 Oy4 Oy5 Oy (6 oy verildi, Ortalama: 5 üzerinden 4,83 oy )
Loading...

Benzer Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close