Kültür-Sanat

Prof. Dr. Arzu Yorgancıoğlu’ndan Bilimsel Yemek Kitabı

Hayatımızın kaynağı nefes almak, ama daha önemlisi sağlıklı nefes almak. İşte burada sağlıklı nefes almamıza yardımcı olmak üzere 31 yıllık hekim, Celâl Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Arzu Yorgancıoğlu, bizimle uzmanlığı üzerine ipuçlarını paylaşıyor.  

Türk Toraks Derneği’nin önceki başkanı, Dünya Sağlık Örgütü’nün en önemli kuruluşlarından biri olan “Global Alliance against Respiratory Diseases (GARD)” Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye GARD’ın Yürütme Kurulu Başkanı, Avrupa Solunum Derneği (ERS)’nin Türkiye Delegesi… Prof.Dr. Arzu Yorgancıoğlu’nun yürüttüğü ek görevler listesi bu şekilde uzayıp gidiyor.

Prof. Dr. Arzu Yorgancıoğlu, ulusal ve uluslararası bilimsel başarılara imza atmış bir bilim insanı… Özellikle astım ve sağlıklı  yaşam konforunu etkileyen solunum yolu hastalıklarından olan KOAH’la ilgili uzman görüşlerini sayfamızda bir çok defa paylaştık.

Ancak bugün  bu önemli bilim insanının başka bir yönüne şahit oluyoruz. Prof.Dr. Arzu Yorgancıoğlu bugün üstünden hekim önlüğünü, boynundan steteskopunu çıkardı ve mutfağa girdi. Mutfak önlüğünü giydi; eline kepçesini aldı ve yemek yaptı. Ayrıca, bu güzel bilim insanının emeklilik hayallerinin içinde bir restoran açma fikri var. Bunun sebebi ise onda tutku haline gele yemek pişirme arzusu…

Başarılı bir bilim insanısınız. Genellikle kadınlar kariyere zaman harcayınca ev işlerini ihmal ediyorlar. Siz ‘Yemek de yaparım kariyer de’ dediniz herhâlde?

Yemek yapmaya eskiden beri meraklıyım. Ev işleri içinde en sevdiğim şey yemek yapmak. Benim için âdeta meditasyon gibi. En stresli olduğum anda mutfağa girip yemek yapmaya başladığımda bütün yorgunluğumu, stresimi  unutuyorum. Bu benim için bir hayat tarzı. Annem çalışıyordu. O zaman ev işlerine, özellikle yemek yapmak çok ilgili çekiyordu. Doğrusunu söyleme gerekirse bu ilgi biraz zorunluluktan başladı.

İşiniz icabı değişik ülkelere çok seyahat ediyorsunuz. Oralarda mutfaklara girip bakıyor musunuz?

Mutlaka girerim. Gitmeden önce bu ülkenin nesi meşhur diye çalışırım. Özellikle de ne nerede yenir diye araştırırım. Turistik restoranları değil, özellikle yöre halkının gittiği bölgeye özgü  restoranlara  gitmeye çalışırım.  Bu  yerlerde  varsa mutlaka yemek kurslarına giderim.

Türkiye’de de yemek kursu alıyorum. İstanbul ve İzmir’deki bir takım mutfak atölyelerinden sertifikalarım var. Bütün dünya mutfaklarıyla ilgili çalışıyorum. Bir anlamda halen yemek yapma alanında eğitim görüyorum . Emeklilik hayatımda güzel bir restoran açıp öğrendiklerimi uygulayacağım. Üç dört yıla kadar emekli oluyorum.

Yemek Öğrenmek İçin Geziyor

10 ülkeden aşçılık diplomalarm var.

Çok kurs aldım dediniz yaklaşık kaç tane sertifikanız var?

En az 10 sertifikam var ama öğrenmeye çok açığım. Gittiğim yabancı şehirlerdeki mutfaklarda öğrendiklerimi, internet ve televizyondan öğrendiklerimi de sayarsak hatırı sayılır bir tarif listem var. En az 20 ülkenin mutfağına girdim ve onlardan bir şeyler öğrendim. Bu arada televizyonda tek seyrettiğim kanal yemek kanalları. Oralardan da çok şey öğreniyorum.

O tarifleri biraz kendime göre düzenliyorum. Kendi tariflerimi kendim oluşturmayı seviyorum. Laboratuvar gibi kullanıyorum.  Allah’tan çevremde bunları tatmaya  gönüllü deneklerim var. . Ailem, çocuklarım, arkadaşlarım. Yıllardır kendi makarnamı kendim açıyorum. Hiç hazır makarna almıyoruz. Benim özel Domatesli rokalı bir makarna tarifim var,  özellikle oğlum çok seviyor. Ayrıca ekmeğimi da kendim yapıyorum.

Dünya mutfakları içinde size en çok hitap eden hangisi oldu?

En sevdiğim mutfak İtalyan mutfağı.  Türkiye dışında bir yerde yaşasam herhâlde İtalya olurdu. . Bunun dışında  deneysel mutfakları, özellikle füzyon mutfaklarını seviyorum. Moleküler tekniklerin kullanıldığı mutfaklar çok ilgimi çekiyor. Bu konuda deneyimim yok ama bu konuda da kendimi yetiştirmek istiyorum. Özellikle gıdaların sıvı nitrojen kullanılarak moleküler yapısının  değiştirilip bilmediğiniz bir lezzete dönüştürülmesini seviyorum.

Yemek sizin için ne anlama geliyor?

Yaşamak için yemek mi yemek için yaşamak mı? Yemek yemenin hakikaten keyif anlarından bir tanesi olduğunu düşünüyorum. Ben, Ferzan Özpetek’in fimlerini çok severim. Çünkü o filmlerde hep sofra etrafında buluşulur, yenilir, sohbet edilir ve müzik dinlenir.

Arkadaşlarım, ailem gelsin, ben mutfakta olayım yemek pişireyim ondan sonra da oturayım onlarla birlikte sohbetiyle, tadıyla yiyeyim. Açmayı düşündüğüm restoranın küçük olmasını istiyorum.  Bunun  sebebi bizzat gelen herkesle oturmak istiyorum. Evime misafir gelmiş gibi öyle hizmet vermek istiyorum. O, beni de çok tatmin edecek diye düşünüyorum.

ÇEYREK YÜZYILLIK DERNEK

Prof. Dr. Arzu Yorgancıoğlu, bu yıl 25. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Türk Toraks Derneği’nin Başkan Yardımcısı olarak bütün aktivitelerde yer alıyor. Burada kendisinden bir tarifi sizinle paylaşıyoruz. Afiyet olsun. 

BAL KABAĞI ÇORBASI

MALZEMELER:

  •  1 kg bal kabağı  
  •  1 soğan
  •  1 çorba kaşığı zeytinyağı
  •  Tuz 
  •   1 yemek kaşığı tereyağ
  •  1 yumurta sarısı  
  •   2 su bardağı kemik, et ya da tavuk suyu  
  •  1 bardak süt

TARİF:

Kabukları soyulmuş ve orta boy parçalara ayrılmış bal kabakları, üzerini geçecek kadar su, 1 kaşık zeytinyağı, tuz ve dört parçaya ayrılmış soğan ile haşlanır. 15 dakika yeterlidir.

Kabakları fırında zeytinyağı ve deniz tuzu ilavesiyle pişirmek çok daha lezzetli olacaktır. Çıkarılan kabaklar blenderda püre hâline getirilir. Bir tencerede 1 çorba kaşığı tereyağı eritilir ve püre eklenir.

Et suyu ile sulandırarak kıvamı ayarlanır. 6- 10 dakika kaynadıktan sonra yumurta sarısı ve süt ile terbiyesi yapılır. Servis yaparken çiğ krema ile süslenir.

AFİYET OLSUN.

Kaynak:
TürkiyeGazetesi
Etiketler
1 Oy2 Oy3 Oy4 Oy5 Oy (6 oy verildi, Ortalama: 5 üzerinden 4,83 oy )
Loading...

Benzer Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close