Astronomi ve Uzay

“Hayalet Gezegen” ve “Olağanüstü Yörünge”

Gökbilimciler, Neptün‘ün yörüngesinin çok ötesinde keşfedilmemiş dev bir gezegenin olduğunu iddia ediyor.

2016 yılının başında, iki gezegen bilim insanı; bir hayalet gezegenin, Güneş Sistemi‘nin derinliklerinde, Plüto’nun yörüngesinin ötesinde saklandığını duyurmuştu. Uzak buzlu dünyaların tuhaf yörüngelerine dayanarak yaptıkları bu iddialar; Dünya’nın kütlesinin yaklaşık 10 katı olduğu tahmin edilen Gezegen Dokuz’u bulmak için bir yarış başlattı.

Şimdilerde ise yeni bulgularla gökbilimciler; bir cüce gezegen kadar büyük olduğu tahmin edilen gezegenin, büyük bir kısmını görebildiklerini belirttiler. Keşfedilen bu kaya ilk olarak; Gezegen Dokuz’un varlığını savunan California Teknoloji Enstitüsü astronomları Konstantin Batygin ve Michael Brown’ın tahminlerinde bahsedildi. Michigan Üniversitesi’nden Astronom David Gerdes ve meslektaşları yeni objeyi; karanlık enerji araştırmasından elde edilen verilerde buldular. Bu veriler, Güneş Sisteminin düzleminin çok üstünde bir bölgeyi inceleyerek, evrenin genişlemesindeki hızlanmayı araştıran bir projedir. Proje; güneş Sistemi içindeki nesneleri bulmak için uygun bir araç. Çünkü çoğunlukla yörünge içinde bulunurlar. Ancak yeni nesneyi/kayayı benzersiz kılan bir diğer şey ise; O’nun yörüngesi, Güneş Sisteminin düzlemine göre 54 derece eğik durumda…

İki yıl önce Batygin ve Brown; Kuiper Kuşağı Objeleri olarak bilinen uzak gezegenlerin yörüngesinde bulunan bir avuç objenin arasında Gezegen Dokuz’un olabileceğinden bahsettiler. Bu küçük çaplı nüfus; Güneş Sisteminin yörüngesinin dörtte biri eğiklikte dışarıya doğru dönüyor. Tesadüfen gerçekleşmesi mümkün olmayan bir olay… Batygin ve Brown; muhtemel Dokuzuncu Gezegen’in, diğer gezegenleri yörüngesine itmesi gerektiğini savunuyor.

Dahası, Batygin ve Brown; zamanla, Gezegen Dokuz’un çekim gücünün bu Kuiper Kuşağı Objeleri’ni mevcut düzlemlerinden, her zamankinden daha yüksek yörüngesel eğilimlere iteceğini tahmin etmişti. Her ne kadar gökbilimciler; Güneş Sistemi’nin düzlemine dik olarak yörüngede tutan garip bir gezegen grubu tespit etmiş olsalar da; iki grup arasında geçiş yapan cismi yakalayamadılar.

Lucy Reading-Ikkanda/Quanta Magazine

Karanlık Enerji Araştırması, ilk olarak 2014’ün sonlarında yeni nesnenin kanıtlarını tespit etti. Gerdes ve meslektaşları yıllarca; yörüngesini takip ederek, kökenlerini anlamaya çalışıyorlardı. Yeni makalede, bilinen Güneş Sistemi içerisinde nesnenin birçok simülasyonunu nasıl yürüttüklerini açıklıyorlar: Simulasyonda; bir saatte 4,5 milyar yıl geriye doğru gitmelerine izin veriyorlar. Ancak objenin böyle eğik bir yörüngeye nasıl indiğini hiçbir şey açıklayamaya yeterli olmadı. Ancak Gezegen Dokuz’u işin içine dahil edince; taşlar yerine oturmuş oluyor.

Gezegen Dokuz ile güçlü ve sürekli bir etkileşim; uzayda rastlanılan objenin eğimini yukarı doğru yönlendirmek için, Güneş Sistemi’nin düzleminden uzağa itmenin tek yolu gibi görünüyor.

Batygin: “Kuiper Kuşağı’nı oldukça eğimli cisimlerle doldurmanın başka hiçbir makul yolu yok. Bence Gezegen Dokuz’un varlığı için durum şimdilik olası…”

Diğer gökbilimciler bu kadar kesin konuşmuyorlar. Hala Güneş Sistemi’nin açıklanamayan yönleri var. Bilim insanları, Güneş’in bir yıldız kümesinde doğduğundan şüpheleniyor. Bu da, ilk gezegenlerin bugün onları imkansız görünen yollara iten, diğer yıldızlarla yakın ilişkilere sahip olabileceği anlamına gelir. Ayrıca yıldızlar dağıldıktan sonra bile; ilk Güneş Sistemi muhtemelen 2015 BP519 adıyla anılan, böylesine garip bir yörüngeye itmek için gereken yerçekimi dalgalanmalarını sağlayabilen, on binlerce cüce gezegen içeriyor. Queen Belfast Üniversitesi‘nde Astronom Michele Bannister: “Bana göre, Gezegen Dokuz; Güneş Sistemi’nin açmış olabileceği bir dizi yoldan bir tanesi… Bu potansiyel bir fikir. Ancak şu anda sadece fikir…”

Yine de gökbilimciler daha büyük evreni incelediğinde; Dünya’nın dörtte biri ile 10 katı arasındaki gezegenler, galakside inanılmaz derecede yaygındır. Bu da bizim Güneş Sistemimizin bir tanesini bile tutamaz hale getirir.

Laughlin: “Eğer kendi Güneş Sistemimizde olmasaydı; hipotezin kesinlikle doğru olacağını düşünüyorum. Güneş Sistemimizde dokuzuncu bir gezegen bulmak hem dönüşümsel hem de olağanüstü bir ilham kaynağı olacak. Gerçekliğin yargılanmakta olduğu bu çağda; oldukça ferahlatıcı olan bilimsel yöntemin, bu; dramatik bir teyidi olurdu.”

Kaynak:
quantamagazineinverse
Etiketler
1 Oy2 Oy3 Oy4 Oy5 Oy (3 oy verildi, Ortalama: 5 üzerinden 4,33 oy )
Loading...

Benzer Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close