Sosyal Medya

Coronavirus – Kara Ölüm Arasındaki Benzerlik ve Sosyal Medya

Bazı medya kuruluşları yeni coronovirüs‘ün patlak vermesini "Modern Veba" olarak adlandırmaya başlamış olsa da; COVID-19 tehdidi tarihi veba salgınlarına kıyasla daha az önem taşıyor. En son Dünya Sağlık Örgütü raporu, dünya çapında 3.000'in üzerinde koronavirüs ölüm oranını ortaya koyarken; Kara Ölüm, 14. yüzyılın ortalarında Avrupa nüfusunun yaklaşık % 30-50'sinin ölümlerinden sorumluydu. İkisi arasındaki en rahatsız edici benzerlik hastalıkların kendisinde değil, sosyal sonuçlarında yatmaktadır. Şimdi olduğu gibi, o zamanlar da; bazı etnik gruplar; salgınlar yüzünden dışlandı.

Bazı medya kuruluşları yeni coronovirüs’ün patlak vermesini “Modern Veba” olarak adlandırmaya başlamış olsa da; COVID-19 tehdidi tarihi veba salgınlarına kıyasla daha az önem taşıyor. En son Dünya Sağlık Örgütü raporu, dünya çapında 3.000’in üzerinde koronavirüs ölüm oranını ortaya koyarken; Kara Ölüm, 14. yüzyılın ortalarında Avrupa nüfusunun yaklaşık % 30-50’sinin ölümlerinden sorumluydu. İkisi arasındaki en rahatsız edici benzerlik hastalıkların kendisinde değil, sosyal sonuçlarında yatmaktadır. Şimdi olduğu gibi, o zamanlar da; bazı etnik gruplar; salgınlar yüzünden dışlandı.

Bildiğimiz kadarıyla Kara Ölüm, Çin’in içinde veya yakınında ortaya çıktı. Daha sonra Orta Doğu’daki hac rotalarını izledi ve sonunda İtalya’dan ticaret rotalarıyla Avrupa’ya girdi. Koronavirüste olduğu gibi; veba salgınları enfekte hane halklarının zorunlu karantinasına ve bulaşmayı izleyen ve kontrol eden uzman görev güçlerinin oluşmasına yol açtı.

Ancak ikisi arasındaki en endişe verici benzerlik halkın tepki verme şeklidir. 14. yüzyıldaki Kara Ölüm sırasında, Yahudi toplulukları Hıristiyan komşularından daha az sayıda ölüyor gibi görünüyordu. Birçoğu bunu Yahudilerin; kuyuları, nehirleri ve yaylaları zehirleyerek kasıtlı olarak hastalığı yaydığına dair kanıt olarak gördü. Sonuçta o dönemde Avrupa’daki Yahudilere işkence yapıldı ve öldürüldü.

16. yüzyılın sonundan 17. yüzyılın başlarına kadar ortaya çıkan salgınlar sırasında, bu korku hızla tüm yabancılara aktarıldı. Örneğin, Elizabeth’in hükümdarlığı sırasında yayınlanan bir bildiride; şehre girmek isteyen bir yabancı, ancak “çok zenginler için ayrılmış bir madde” olan “özel bir sertifikaya” sahip olduklarında bunu yapabileceği belirtildi.

Bugün o zamanlarda olduğu gibi, dünyadaki Asyalılar; ırkçı ve yabancı düşmanlığı saldırılarının hedefi haline geldi. Londra’daki Chinatown’daki işletmeler, Asya yemekleri hakkında çıkan “sahte haberler” yüzünden çöküşte olduğunu bildirdi. Roma’da Trevi Çeşmesi yakınındaki bir kafede “Çin’den gelenler giremez” yazılı tabela astı. Bolivya’da üç Japon turist; Çin’e hiç gitmemiş olmasına veya herhangi bir enfeksiyon belirtisi göstermemesine rağmen bir hastanede karantinaya alındı.

Şimdi biliyoruz ki, 14. yüzyılda Kara Ölüm’ün nedeni olan bubonik veba; (hıyarcıklı veba) Yersinia pestis bakterisini taşıyan pirelerden insanlara bulaştı. Hastalık solunum sistemine ulaştığında, öksürme veya hapşırma yoluyla kişiden kişiye geçebilir.

Ancak vebanın hızla yayılması için popüler açıklamalar; kolektif günah için ilahi cezadan yıldızların hizalanmasına kadar uzanıyordu. Diğer yorumlar, kötü kokuların veya “miazmaların”* enfeksiyonun kaynağı ya da vücudun hassas “dört humorları” ndaki dengesizlik üzerine yoğunlaşılmasına odaklanmıştır.

Gerçekte, çoğu insan veba başlangıcına karşı güçsüzdü. Tek etkili önlem; enfekte olmuş alanlardan kaçmaktı. İmkanı olmayan, fakir kesim için ise; kaçmak imkansızdı… Tek umutları daha erişilebilir önleyici tedbirlerin ve tedavilerin sağlanmasını beklemekti. Ancak bu da “sahte haberler” yüzünden ilaçlara olan güvenilirliği azaltıyordu. 

Ne yazık ki, yüzlerce yıl sonra aynı hataları tekrarlıyor gibi görünüyoruz. Mevcut anksiyete ve korku ikliminde, yanlış bilgi; virüsün kendisi kadar hızlı yayılmaktadır. Koronavirüsün kökenleri son zamanlarda Çin hükümeti tarafından yaratılan bir biyo-silah sızıntısı olarak bildirildi. Sosyal medyada; virüs ve 5G ağları arasında bağlantılar kuruldu. Popüler bir Facebook grubu, virüsün; 5G’ye geçişle birlikte oluşabilecek hastalıklar için bir “örtbas” olduğunu savunuyor. Medya kuruluşları; 100.000’in üzerinde bir ölüm oranının olduğunu iddia eden bir sağ görüş yorumcusu ile ölüm oranlarını abartmaya devam ediyor.

Veba salgınlarına erken yanıtlar yankılanırken; Dünya Sağlık Örgütü’nün “infodemik” olarak adlandırdığı şeylerin çoğu, halihazırda Asya topluluklarına karşı önyargılı gruplar arasında verimli bir zemin bulmaktır. Bu nedenle, salgın hastalıkların, ırkçı ve yabancı düşmanlığı tepkileri yarattığını varsaymak yanlış olur. Yahudi ve Hıristiyan cemaatleri arasında Kara Ölüm’ün patlak vermesinden çok önce gerilimler vardı. Aynı şekilde Çin karşıtı tepkiler de, coronavirüs’ün patlak vermesinde önce gelişme gösterdi. Coronavirüs; mevcut ırkçı ve yabancı düşmanlığı inançlarının yayılması için bir katalizör görevi görmüştür.

Ancak salgın hastalık öyküsü bize bir şey öğrettiyse, hastalığı ahlaki bir çerçevede yorumlama arzusuna direnmeliyiz. İçgüdüsel olarak günah keçisi görme arzusu; kaçınılmaz olarak virüsün kendisinden daha güçlü bir yanlış bilgi salgını yaratır. Coronavirüs yayılmaya devam ettikçe; geçmişten alınan dersler; daha fazla ırkçı ve yabancı düşmanlığı saldırılarını önlemek için önemli bir araç olmaya devam etmektedir.

* Miazma teorisi: Kolera, klamidya veya Kara Ölüm gibi hastalıkları içeren eski bir tıbbi teoridir ve aynı zamanda gece havası olarak da bilinen, “kötü hava” nın zararlı bir formu olan bir miazmadan kaynaklanır.

Kaynak:
MedicalXpress
Etiketler
1 Oy2 Oy3 Oy4 Oy5 Oy (1 oy verildi, Ortalama: 5 üzerinden 5,00 oy )
Loading...

Benzer Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close